Cavit Tatlı "Ezan Delileri"


Bu haber 20 Haziran 2013, Perşembe 00:28:40 eklenmiş ve 3098 kez görüntülenmiştir.

Birilerine göre direniş birilerine göre ise dış kaynaklı bir oyun, 3 haftadır devam etmektedir. Dış basının yalan yanlış ve tek taraflı haberleri, bazı devletlerin aleni şekilde ve fütursuzca açıklamaları, Türkiye’de yaşayan birçok yabancının kendi ülkelerini göreve çağırmalarını okuduğumda bana göre de bir oyun sahnelenmektedir. Ancak bu oyun ile göstericilerin birçoğunun birebir ilişkisinin olmadığının da altının çizilmesi gerekir. Sokaklarda doğru bildikleri uğruna savaş (!) veren insanlar bulunmaktadır.

Tüm bu kargaşanın ortasında ne oluyor, ne yanlış yapıldı, ne daha iyi yapılabilirdi gibi soruların sorulması öz eleştirinin yapılması gerekiyor. Bu sadece iktidarın soracağı bir soru değil. Bu iktidarın politikalarını benimseyen herkesin, İslami kesimin, tüm aydın, yazar/çizer kesiminin ve sorumluluk hisseden herkesin sorması gereken bir soru. Kesinlikle “hırsızın hiç mi suçu yok” diye düşünmemek gerekiyor. Hırsız nereden girdi, neresi açık kaldı gibi sorular sorulacağı ve cevaplar bulunabileceği kanaati doğru olsa da bence doğru soru bir kişi neden hırsız olur, hırsızı nasıl ıslah edebiliriz olmalıdır. Hırsız ıslah edilmeli ve topluma kazandırılmalıdır. Deyimdeki ifadeden yola çıkarak “hırsız” kelimesini kullanmaktayım. Yoksa tüm süreç boyunca eylem yapanları/katılanları kastetmediğimi belirtmek isterim. İsteğim yeni kavgaların sebebi değil çözümün parçası olmaktır.

Eleştiriye öncelikle kendimizden başlamamız gerekiyor. Oy vermek yeterli midir? El cevap yeterli değildir. 16.06.2013 tarihinde Adnan Menderes, Fatin Zorlu, Hasan Polatkan’ın mezarı başındaydık. Az sayıda kişi ile. Geçen yılda hemen hemen aynı kişiler ve aynı sayı ile toplanmıştık. Ezanın aslına rücu edilişinin sene-i devriyesi vesilesi ile düzenlenen anma programına iştirak ettik. 53 yıl evvel ezan aslına rücu edilmişti. Kabirde yatan kişiler vesile olmuştu bu hayırlı işe. 1932 ile 1950 yılları arasında bu ülkede ezan farklı okutuldu. Konumuzla bağlantısının ne olduğunu merak etmişsinizdir. Prof. Dr. Osman Öztürk Hocamız, İlim Yayma Vefa Yurdu konferans salonunda her salı üniversite öğrencilerine “İslam Kültürü” üzerine sohbetler yapardı. Allah cc ondan razı olsun. Çok şey öğretti. Bana ve benim gibi o sohbetlere katılan arkadaşlara. İlk kez Osman Hocadan duymuştum “Ezan Delilerini”. Bu kişiler ezanın aslına uygun şekli ile okunmasının yasaklandığı dönemde minareye çıkar ezan okurlarmış. İndikten sonra da yaka paça önce dayak yer daha sonra da hapse atılırlarmış. Hapisten çıktıktan sonra da tekrar minareye çıkar tekrar ezan okur ve tekrar dayak yer ve hapishaneye atılırlarmış. Akabinde bu olay tekrar tekrar gerçekleşirmiş. Bu nedenle bu kişilere “Ezan Delileri” denilmiş. Aslında bu gün birçok kez tez konusu yapılan Sivil İtaatsizlik konusunun güzel bir örneğini vermiş bu kişiler. Büyük ihtimal bu öğretiden en ufak haberleri de yoktu. Ama inandıkları dava ve yapmaları gerekenin karşılığının ağırlığına aldırmadan gereğini yaptılar ve karşılığı olmaması gereken cezalara çarptırıldılar. Bu kişiler doktora tezi (belki vardır) ve alkışı hak edecek bir davranış sergilediler. Onların alkış ve tez beklemedikleri kesin…

Gelelim Taksimden başlayıp tüm Türkiye’de yankı bulan gezi parkı olaylarına. Buradaki kişiler savundukları fikirler doğru veya yanlış, kabul edelim veya etmeyelim, dış destekli veya masum önemli değil. Önemli olan başlayan devam eden bir hareket var. Bu hareketin karşısında da kendisine farz kılınanları olduğu halde sadece oy veren ve gerisini siyasilerden bekleyen bir kesim var. Bizler üniversitede okurken Milli Gençlik Vakfı Hukuk Fakültesi temsilcisi olan üst dönem bir abimizin “akademist, militarist bir gençlik” diye sloganlaştırdığı ifade bugün Müslüman olan, kendisini İslam davasında gören herkesin rehberi olabilecek bir ifadedir. Eylemsiz, hareketsiz, sadece oy ver veya eleştir sonra izle, bu tavrın İslami usul ve uygulamalar ile örtüşmediği kanaatindeyim.       

 

 

Bu nedenle her birimizin topluma ve kendimize karşı doğan sorumluluğu gereği işimiz evimiz dışındaki zamanımızı ideallerimiz için vakfetmemiz gerekiyor. Peygamberi, sahabeyi tahayyül edemiyorsak onların olaylara bakışı ve yaşamını hayal bile edemiyorsak ta ezan delilerinin ideallerine sarılışını kendimize örnek alalım. Yakmadan, yıkmadan, alet olmadan, ideallerimizi gerçekleştirmek için çok yol ve yöntem olduğunu unutmadan ve bilerek…

 


ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer KARGI haberleri

Spor

Yazarlar

Magazin

Gazete Manşetleri

Hürriyet Gazetesi
Sabah Gazetesi
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
© Copyright 2013 Gazi SOFT. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.